Herkes Birbirini Bedavaya İtiyor
Bir Çin laboratuvarı dünyanın en büyük açık modelini bedavaya sundu, bir ABD devi bir günde dörtte birini kaybetti. İkisini aynı mantık birleştiriyor.
Aynı hafta içinde iki olay yaşandı, ilk bakışta birbiriyle ilgisi yok. Çin merkezli Moonshot AI, dünyanın en büyük açık ağırlıklı modelini (kod ve parametrelerinin herkese açık olduğu, isteyen kurumun kendi sunucusunda çalıştırabildiği model türü) bedavaya sundu, 2,8 trilyon parametreyle. Aynı hafta ABD’nin en köklü teknoloji şirketlerinden IBM, hissesinde bir günde dörtte birini kaybetti, kayıtların tutulduğu 1968’den beri görülen en kötü gün. Bu iki olayı birleştiren tek bir mantık var: herkes birbirini bedavaya itmeye çalışıyor ve bu itiş sırasında değer sessizce yer değiştiriyor.
İki hafta önce değerin altyapı sahibine, Nvidia’ya aktığını yazmıştık. Geçen hafta model katmanının kaleyi kaybettiğini, Çin kaynaklı açık modellerin ABD kurumsal kullanımının %46’sına ulaştığını gördük. Bu hafta o emtialaşma hızlanıyor ve artık soyut bir eğilim olmaktan çıkıp somut bir kurban buluyor. Teknoloji Borsası bu sayıda önce açık model selini, sonra bu selin ilk görünür bedelini ele alıyor. Bu sayfayı bağımsız tutan okuyucu katkılarına teşekkür ederiz; destek olmak isteyenler için bağlantı yazının ilerleyen bölümünde yer alıyor.
Açık Model Seli Bir Laboratuvarla Sınırlı Değil
Geçen hafta model katmanının ticari kaleyi kaybettiğini yazmıştık. Bu hafta o kayıp hızlanıyor, çünkü artık tek bir öncü laboratuvar değil, orta ölçekli laboratuvarlar art arda açık model çıkarıyor. Moonshot AI, 17 Temmuz’da Kimi K3’ü tanıttı. Model 2,8 trilyon parametreyle dünyanın en büyük açık ağırlıklı modeli oldu ve performansı Anthropic’in öncü Fable modeline hızla yaklaşıyor (Reuters). Silikon Vadisi’nde haftanın tek konusu bu oldu. Kimi K3 öncüsünün birkaç ay gerisinde kalıyor ama fiyat ve performans dengesinde ona neredeyse yetişti.
İki gün önce, 15 Temmuz’da, eski OpenAI teknoloji sorumlusu Mira Murati’nin kurduğu Thinking Machines kendi ilk açık ağırlıklı modelini duyurdu: Inkling. Modelin eğitiminde kullanılan yöntemlerden biri damıtma, yani daha büyük bir modelin çıktılarını kullanarak daha küçük bir modeli eğitme tekniği, ve kaynak model Moonshot’ın kendi Kimi K2.5’i (TechCrunch). Burada bir ironi var: büyük ABD laboratuvarları aylardır Çin şirketlerini kendi modellerinden izinsiz damıtma yaptıkları için eleştiriyor, ama kendileri de internetin her köşesinden veri topluyor. Şimdi bir ABD girişimi, açıkça ve kabul ederek, bir Çin modelinden damıtma yapıyor. Sınır çizmek zorlaşıyor, çünkü herkes aynı havuzdan besleniyor.
Meta’nın Llama’sı geçen yıl güç kaybettiğinden beri ABD kaynaklı güçlü bir açık öncü model gelmemişti. Boşluğu şimdi Çin merkezli laboratuvarlar ve onların üzerine inşa eden ABD girişimleri birlikte dolduruyor. Modeller artık tek yönlü akmıyor, birbirinin üzerine katman katman inşa ediliyor.
Bu haftanın en keskin çerçevesini iki isim aynı anda çizdi. Microsoft Genel Müdürü Satya Nadella ve Palantir’in Genel Müdürü Alex Karp, bu hafta ayrı ayrı benzer bir şeyi söyledi: şirketler kendi teknoloji yığınına (bir ürünü oluşturan katmanların tümü) sahip olmalı, zekayı OpenAI ya da Anthropic’ten sayaçla kiralamamalı. Mantık şu: eğer elinde öncü bir model varsa, yığının üstündeki her şeyin emtia olmasını istersin, çünkü uygulama katmanı ne kadar ucuzlarsa sana o kadar bağımlı kalır. Eğer öncü modelin yoksa, tam tersini istersin: modellerin kendisinin emtia olmasını, çünkü o zaman hangi modeli kullandığın önemsizleşir ve sen üstteki katmanda değer üretirsin. Sonuç aynı cümleye çıkıyor: herkes birbirini bedavaya itiyor.
Bu çerçeve geçen haftaki tabloyu tamamlıyor. İki hafta önce değer altyapı sahibine akıyordu, çünkü hesaplama kıttı ve kim çip kiralıyorsa ona bağımlıydı. Geçen hafta model katmanı ucuzladı, çünkü Çin kaynaklı açık modeller ABD kurumsal kullanımının %46’sına ulaştı ve fiyat farkı görmezden gelinemez hale geldi. Bu hafta o ucuzlama bir laboratuvarla sınırlı kalmayıp orta ölçekli laboratuvarlardan bir sel halinde geliyor, ve bu sel artık kendi üzerine katlanıyor: bir model bir başka açık modelden damıtılıyor, o da üçüncü bir laboratuvarın temelini oluşturuyor. Emtialaşma kendini besleyen bir döngüye dönüştü.
Bu itişmenin okunması gereken yeri açık. Model artık savunma hattı değil, bir laboratuvarın diğerini fiyat üzerinden köşeye sıkıştırdığı bir silah. Değer model katmanının kendisinden uzaklaşıp yığının başka bir yerine kayıyor, ama bu kayış artık teorik değil. Aşağıdaki hikaye bunun neden önemli olduğunu somut bir rakamla gösteriyor.
Bu hikayeyi haftalık olarak bu derinlikte takip edebilmek için Teknoloji Borsası okuyucu katkılarına ihtiyaç duyuyor. Destek olmak isteyenler için bağlantı: https://tekborsasi.com/subscribe?pledge=true
Kaymanın İlk Görünür Kurbanı: IBM Bir Günde Dörtte Birini Kaybetti
Değer kayması artık soyut bir grafik değil, somut bir bilanço. IBM hissesi 14 Temmuz’da %25,21 düştü. Bu, şirketin kayıtlarının tutulduğu 1968’den bu yana gördüğü en kötü gün, 1987’nin Kara Pazartesi çöküşünü bile geride bırakıyor (CNBC). Tek bir işlem gününde yaklaşık 68 milyar dolarlık piyasa değeri silindi, hisse 217,07 dolardan kapandı.
Rakamların büyüklüğü şaşırtıcı olsa da düşüşün asıl sebebi beklenti sapmasının boyutu değil, ne ima ettiği. IBM çeyrek gelirini 17,2 milyar dolar olarak açıkladı, piyasa 17,86 milyar dolar bekliyordu, yaklaşık 660 milyon dolarlık bir fark (Globe and Mail). Kendi başına bu sapma bir şirketi tek günde dörtte bir eritecek büyüklükte değil. Piyasayı asıl korkutan, sapmanın işaret ettiği yapısal değişim oldu.
Genel Müdür Arvind Krishna, sonuçları açıklarken doğrudan konuştu: “Bu çeyrek tökezledik, yeterince hızlı uyum sağlayamadık” (Guardian). Altyapı geliri %7 düştü, mainframe tarafındaki zayıflık burada etkili oldu. Yazılım büyümesi ise %11’den %5’e yavaşladı, IBM’in en güvenilir kâr kaynağı bile fren yaptı.
Asıl mekanizma Haziran sonunda ortaya çıktı. Kurumsal müşteriler bütçelerini sunucu, depolama ve özellikle hafızaya kaydırdı, bunun sebebi yüksek bant genişlikli hafıza (HBM) fiyatlarındaki artış öncesi tedariki güvenceye almak. HBM kapasitesi yapay zeka talebiyle 2026’da tamamen tükendi, üretim bu segmente kaydığı için genel hafıza (DRAM) piyasasında %25 ile %29 arasında bir açık oluştu, ve bu rahatlamanın 2028’den önce gelmesi beklenmiyor. Kurumlar bu darboğazı görünce parayı geleneksel yazılım ve hizmet sözleşmelerinden çekip donanım tedarikine yönlendirdi. IBM bu kaymanın tam ortasında kaldı.
Sarsıntı IBM’le sınırlı kalmadı. Microsoft, ServiceNow, Salesforce ve Intuit gibi yazılım ağırlıklı şirketlerin hisseleri de aynı gün %3 ile %5 arasında geri çekildi, piyasa aynı mekanizmanın başka şirketleri de vurabileceğini fiyatlamaya başladı.
Burada görülmesi gereken şey şu: bu bir ilave değil, bir yeniden dağıtım. Yapay zeka donanımına aceleyle akan her dolar, bir yerden çekiliyor, ve çoğu zaman o yer geleneksel kurumsal yazılım. IBM bu kaymanın ilk büyük ve görünür kurbanı oldu. Sorulması gereken soru artık tek bir şirketle sınırlı değil: sırada kim var, ve bu kaymadan kim kazanıyor.
Emtialaşma Bir Savaşa Dönüştü
İki hikaye tek bir mantığın iki yüzü. Açık model seli, model katmanını fiyat üzerinden emtialaştırıyor, ve bu artık bir yan etki değil, Nadella ile Karp’ın açıkça söylediği gibi bilinçli bir strateji. Herkes yığının bir katmanını emtialaştırıp kendi katmanında değer tutmaya çalışıyor. IBM’in çöküşü ise bu emtialaşma savaşının parasal tarafını gösteriyor: sermaye modelden ve geleneksel yazılımdan çekilip donanım ve hafızaya akarken, o akışın rotasında kalan şirketler bir günde dörtte birini kaybedebiliyor.
İki hafta önce değer altyapı sahibine gitti. Geçen hafta model katmanından uzaklaştı. Bu hafta o uzaklaşma bir silaha dönüştü ve ilk somut bedelini ödettirdi. Katmanlar arası bu itişme sürdükçe soru hep aynı kalıyor: değer gerçekte nereye yerleşiyor, ve bu yerleşme sırasında kim açıkta kalıyor.
Bu ücretsiz sayı, neyin kaydığını gösteriyor: model katmanının emtialaşması, sermayenin donanıma akışı, IBM gibi bir devin bir günde aldığı hasar. Hazırlanmakta olan ücretli katman ise bir adım öteye geçecek ve bu kaymanın halka açık piyasalarda, Nasdaq’ta işlem gören isimlerde kimi vurduğunu, kimi kazandırdığını haritalandıracak. Yatırım tavsiyesi vermeyeceğiz, sadece haritayı paylaşacağız. Bültenin büyümesi tamamen okuyucu katkılarına dayanıyor: aylık beş euro, yıllık elli euro (Substack’in zorunlu kıldığı yıllık asgari tutar) ya da kurucu destekçi kademesinde yıllık yüz elli euro. Destek olmak isteyenler için bağlantı: https://tekborsasi.com/subscribe?pledge=true
Bu içerik yalnızca bilgilendirme amaçlıdır. Yatırım tavsiyesi değildir. Herhangi bir finansal karar vermeden önce bağımsız finansal danışmanınıza başvurmanızı tavsiye ederiz.


