NASDAQ’ta Agentic AI Devrimi
Otonom yapay zeka asistanları çağında hangi şirketler kazanacak? McKinsey’in 13 trendi ve küresel AI yarışının yatırım fırsatları.
Teknoloji dünyasında yaşanan dönüşüm, artık sadece inovasyon hikayesi değil; küresel güçlerin stratejik rekabetinin ve trilyon dolarlık yatırım fırsatlarının merkezinde yer alıyor. NASDAQ’ın 21.108 seviyesinde gerçekleştirdiği 15. rekor kapanışı, bu dönüşümün finansal piyasalardaki en somut yansıması olurken, arkasında çok daha büyük bir hikaye gizleniyor.
McKinsey’in yeni yayınladığı 2025 Teknoloji Trendleri Raporu ve Amerika’nın 23 Temmuz’da açıkladığı 90 maddelik AI Eylem Planı, teknoloji yatırımcıları için yeni bir çağın başladığını ilan ediyor. Ancak bu sefer sadece Amerika değil; İngiltere’nin OpenAI ile imzaladığı stratejik ortaklık ve AI Growth Zones projesi, küresel AI yarışının çok kutuplu bir hal aldığını gösteriyor.
Bu gelişmelerin NASDAQ şirketleri için anlamı oldukça net: “agentic AI” olarak adlandırılan otonom yapay zeka asistanları çağında, sadece teknoloji geliştiren değil, bu teknolojiyi iş modellerine entegre eden şirketler kazanacak. Peki bu dönüşüm hangi sektörleri nasıl etkileyecek? Hangi NASDAQ şirketleri bu yarışın öncüleri olacak?
Amerika’nın 4.8 trilyon dolarlık yapay zeka pazarı projeksiyonu, sadece bir tahmin değil; veri merkezi altyapısından yarı iletken üretimine, yazılım geliştirmeden uluslararası teknoloji ihracatına kadar uzanan kapsamlı bir ekosistemin büyüklüğünü ifade ediyor. Bu rakam, NASDAQ’ta işlem gören teknoloji şirketlerinin önümüzdeki on yılda yaşayacağı büyümenin boyutunu gözler önüne seriyor.
Agentic AI: NASDAQ’ın Yeni Büyüme Motoru
Yapay zeka denildiğinde çoğumuzun aklına hala ChatGPT gibi soru-cevap sistemleri geliyor. Ancak McKinsey’in 2025 raporunda öne çıkan “agentic AI” kavramı, bu algıyı tamamen değiştiriyor ve NASDAQ şirketleri için yeni bir büyüme hikayesi yazıyor. Agentic AI, temel modeller üzerine inşa edilmiş, karmaşık ve çok adımlı görevleri bağımsız olarak planlayabilen ve yürütebilen yapay zeka sistemlerini ifade ediyor.
Bu sistemlerin NASDAQ şirketleri için kritik önemi, sadece verilen komutları yerine getirmekle kalmayıp, hedeflere ulaşmak için kendi stratejilerini geliştirmeleri. Salesforce’un (CRM) Einstein GPT platformu, bu dönüşümün en somut örneği. Şirketin AI asistanları, artık sadece müşteri verilerini analiz etmekle kalmıyor, satış stratejileri geliştiriyor, pazarlama kampanyaları tasarlıyor ve hatta müşteri ilişkilerini proaktif olarak yönetiyor.
McKinsey’in araştırmasına göre, agentic AI şu anda nicel ilgi ve yatırım seviyesi açısından görece düşük skorlara sahip olsa da, bu yılın en hızlı büyüyen trendlerinden biri olarak öne çıkıyor. Bu durum, erken dönem yatırımcılar için kritik bir fırsat penceresi açıyor. NVIDIA’nın (NVDA) 2015’teki AI pivot’u, Tesla’nın (TSLA) otonom sürüş vizyonu ve Amazon’un (AMZN) Alexa ekosistemi gibi, henüz ana akım haline gelmemiş teknolojilere erken yatırım yapmanın exponansiyel getiri potansiyeli burada da geçerli.
Microsoft’un (MSFT) Copilot ekosistemi, bu trendin NASDAQ’taki en güçlü temsilcilerinden biri. Şirketin Office 365 kullanıcılarına sunduğu AI asistanları, sadece belge yazımında yardım etmekle kalmıyor, toplantı notları çıkarıyor, proje planları hazırlıyor ve hatta kod yazıyor. Bu entegrasyon, Microsoft’un bulut gelirlerinde önemli artışın ana itici gücü haline geldi.
Adobe’nin (ADBE) Creative Cloud AI entegrasyonu ise yaratıcı endüstrilerde devrim yaratıyor. Şirketin Firefly AI’ı, tasarımcıların sadece metin açıklamasıyla karmaşık görseller oluşturmasını sağlarken, Premiere Pro’daki AI editör, video montajını otomatikleştiriyor. Bu özellikler, Adobe’nin abonelik gelirlerinde güçlü büyümeye katkı sağladı.
Ancak asıl potansiyel, bu teknolojilerin NASDAQ şirketlerinin iş modellerini nasıl dönüştürdüğünde gizli. ServiceNow’un (NOW) workflow otomasyonu çözümleri, kurumsal müşterilerin IT süreçlerini tamamen otonom hale getirirken, şirketin değerlemesini geçen yıla kıyasla önemli ölçüde artırdı. Benzer şekilde, Palantir’in (PLTR) AI platformları, devlet kurumları ve büyük şirketler için karar verme süreçlerini otomatikleştiriyor.
Amerika ve İngiltere’nin AI Stratejileri: NASDAQ İçin Düzenleyici Avantaj
23 Temmuz 2025 tarihinde Beyaz Saray’dan yapılan açıklama, sadece bir politika belgesi değil, NASDAQ şirketleri için trilyon dolarlık fırsatların kapısını aralayan bir manifesto niteliğinde. “Yapay Zeka Yarışını Kazanmak: Amerika’nın AI Eylem Planı” başlıklı belge, 90’dan fazla federal politika eylemini üç stratejik sütun altında toplarken, teknoloji şirketlerinin önündeki düzenleyici engelleri sistematik olarak kaldırmayı hedefliyor.
Bu planın NASDAQ şirketleri için en kritik etkisi, yapay zeka geliştirme ve dağıtımını engelleyen federal düzenlemelerin kaldırılması. Özellikle FDA onayları, veri kullanım kısıtlamaları ve sektörel düzenlemeler konusunda yaşanan belirsizliklerin azalması, biyoteknoloji ve sağlık teknolojisi şirketleri için doğrudan büyüme fırsatı yaratıyor. Moderna’nın (MRNA) mRNA teknolojisi, Illumina’nın (ILMN) gen dizileme sistemleri ve Veracyte’ın (VCYT) moleküler tanı platformları, bu düzenleyici gevşemenin ilk faydalanıcıları olacak.
Planın ikinci sütunu olan altyapı yatırımları, NASDAQ’ın en büyük şirketleri için doğrudan gelir artışı anlamına geliyor. Veri merkezi ve yarı iletken fabrikalarının izinlerinin hızlandırılması, NVIDIA’nın (NVDA) H100 ve yeni nesil AI çiplerinin talebini daha da artıracak. Şirketin hisse değerinin son dönemde güçlü performans göstermesi, bu politika değişikliğinin piyasalardaki ilk yansımalarından biri.
AMD’nin (AMD) EPYC işlemcileri ve Instinct AI hızlandırıcıları, Intel’in (INTC) Xeon platformları ve Qualcomm’un (QCOM) mobil AI çipleri de bu altyapı dalgasından doğrudan faydalanacak. Özellikle dikkat çekici olan, elektrikçi ve HVAC teknisyeni gibi yüksek talep gören meslekleri artırmaya yönelik ulusal girişimler. Bu durum, Caterpillar (CAT), General Electric (GE) ve Honeywell (HON) gibi endüstriyel şirketlerin AI veri merkezi altyapısı pazarında önemli rol oynayacağını gösteriyor.
İngiltere’nin OpenAI ile imzaladığı stratejik ortaklık [4] ise küresel AI yarışına farklı bir boyut katıyor. Bu anlaşma, sadece OpenAI’nin Londra ofisini genişletmekle kalmıyor, aynı zamanda İngiliz kamu hizmetlerinde AI entegrasyonu için kapsamlı bir pilot program başlatıyor. Anlaşmanın en dikkat çekici yanı, İngiltere’nin “AI Growth Zones” projesi kapsamında beş farklı bölgede AI odaklı veri merkezi kümeleri oluşturması.
Bu gelişme, NASDAQ’ta işlem gören bulut hizmet sağlayıcıları için önemli fırsatlar yaratıyor. Amazon Web Services’in (AMZN) Avrupa genişleme stratejisi, Microsoft Azure’un (MSFT) OpenAI entegrasyonu ve Google Cloud’un (GOOGL) Vertex AI platformu, İngiltere’nin AI altyapı yatırımlarından doğrudan faydalanacak konumda.
Özellikle Microsoft’un durumu kritik. Şirketin OpenAI ile olan ortaklığı, İngiltere’nin kamu sektörü AI projelerinde öncü konumda olmasını sağlıyor. Office 365’in İngiliz devlet kurumlarında yaygın kullanımı, AI hizmetlerinin entegrasyonu için güçlü bir temel oluşturuyor.
McKinsey’in 13 Trendi: NASDAQ’taki Fırsatların Haritası
McKinsey’in 2025 Teknoloji Trendleri Raporu, NASDAQ yatırımcıları için sadece gelecek tahminleri değil, patent analizleri, araştırma yayınları ve yatırım verilerine dayanan objektif bir yol haritası sunuyor [2]. Bu metodoloji, her trendin inovasyon skorunu, ilgi seviyesini ve öz sermaye yatırım miktarını ölçerek, hangi NASDAQ şirketlerinin önümüzdeki dönemde öne çıkacağına dair net ipuçları veriyor.
Yapay zeka, McKinsey’in analizinde hem en yüksek inovasyon skoruna sahip trend hem de diğer tüm teknolojilerin “temel amplifikatörü” olarak tanımlanıyor [2]. Bu durum, NASDAQ’ta sadece AI şirketlerinin değil, AI’ı iş modellerine entegre eden tüm şirketlerin kazanacağını gösteriyor. Netflix’in (NFLX) öneri algoritmaları, Amazon’un (AMZN) lojistik optimizasyonu ve Tesla’nın (TSLA) otonom sürüş teknolojisi, bu entegrasyonun başarılı örnekleri.
Uygulamaya özel yarı iletkenler trendi, NASDAQ’ın en büyük fırsatlarından birini temsil ediyor. McKinsey’in verilerine göre, bu alan yüksek inovasyon skoruna sahip ancak henüz orta seviye ilgi gören bir trend [2]. NVIDIA’nın H100 ve A100 çiplerinin AI eğitimi için optimize edilmesi, bu trendin somut örneği. Ancak asıl potansiyel, farklı uygulamalar için özelleştirilmiş çiplerde gizli.
Apple’ın (AAPL) M serisi çipleri, şirketin Mac ve iPad performansında devrim yaratırken, aynı zamanda AI işlemlerini cihaz üzerinde gerçekleştirme kapasitesi sağlıyor. Bu yaklaşım, Apple’ın hizmetler gelirlerinde %20’lik artışa katkı sağladı. Google’ın (GOOGL) TPU’ları, şirketin arama ve reklam algoritmalarının performansını artırırken, bulut hizmetleri gelirlerinde %25’lik büyüme sağladı.
Tesla’nın (TSLA) FSD (Full Self-Driving) çipi ise otomotiv sektöründe AI özelleştirmesinin en radikal örneği. Şirketin otonom sürüş teknolojisinin temelini oluşturan bu çip, Tesla’nın sadece bir otomobil üreticisi değil, aynı zamanda bir AI şirketi olarak algılanmasını sağlıyor.
Kuantum teknolojileri, McKinsey’in analizinde yüksek inovasyon skoruna sahip ancak henüz düşük ilgi seviyesinde olan bir trend [2]. IBM’in (IBM) kuantum bilgisayarları, şirketin bulut hizmetleri portföyünde önemli bir farklılaştırıcı haline gelirken, Google’ın kuantum üstünlüğü deneyleri, şirketin uzun vadeli teknoloji liderliğini pekiştiriyor. IonQ (IONQ) gibi saf kuantum oyuncuları ise bu alanın startup potansiyelini temsil ediyor.
Biyomühendislik alanında, CRISPR teknolojisi ve sentetik biyoloji, NASDAQ’ın en hızlı büyüyen sektörlerinden biri haline geldi. Moderna’nın (MRNA) mRNA teknolojisi, COVID-19 aşılarının ötesinde kanser tedavilerinde de kullanılmaya başlandı. Illumina’nın (ILMN) gen dizileme sistemleri, kişiselleştirilmiş tıp alanında vazgeçilmez hale gelirken, Ginkgo Bioworks’ün (DNA) sentetik biyoloji platformu, endüstriyel uygulamalardan ilaç keşfine kadar geniş bir yelpazede kullanılıyor.
Enerji ve sürdürülebilirlik teknolojileri, McKinsey’in analizinde en büyük pazar büyüklüğüne sahip trend olarak öne çıkıyor [2]. Tesla’nın (TSLA) enerji depolama sistemleri, şirketin otomobil satışlarından daha hızlı büyüyen bir segment haline geldi. First Solar’ın (FSLR) güneş panelleri ve Enphase Energy’nin (ENPH) mikro inverterleri, yenilenebilir enerji dalgasının NASDAQ’taki temsilcileri.
NASDAQ’ın Rekor Performansı: AI Devriminin Finansal Yansıması
NASDAQ’ın 21.108 Otonom yapay zeka asistanları çağında NASDAQ şirketleri için yatırım fırsatları. Amerika ve İngiltere’nin AI stratejileri, McKinsey’in 13 teknoloji trendi ve disruptif yatırım analizleri. gerçekleştirdiği kapanış, sadece teknik bir rekor değil; yapay zeka devriminin finansal piyasalardaki en somut yansıması. Bu rekor, 2025 yılında NASDAQ’ın 15. rekor kapanışı olma özelliğini taşırken, arkasında çok net bir sektörel hikaye var.
Alphabet’in (GOOGL) ikinci çeyrek sonuçları, bu rekor performansın ana itici gücü oldu. Şirket, Wall Street’in beklentilerini aştığını açıklarken, AI harcamalarını ikiye katladığını duyurdu. Bu açıklama, sadece Alphabet’in değil, tüm AI ekosisteminin güçlü performansının sinyalini verdi. Google Cloud’un AI hizmetlerinden elde ettiği gelir, geleneksel bulut hizmetlerini geride bırakarak şirketin en hızlı büyüyen segmenti haline geldi.
NVIDIA’nın (NVDA) performansı ise AI çip pazarındaki mutlak liderliğini pekiştirdi. Şirketin hisse değeri son dönemde güçlü artış gösterirken, H100 ve yeni nesil AI çiplerinin talep patlaması, yarı iletken sektörünün tamamını yukarı çekti. NVIDIA’nın veri merkezi gelirlerindeki dramatik artış, AI altyapı yatırımlarının boyutunu gözler önüne seriyor.
AMD’nin (AMD) AI çip stratejisi de meyvelerini vermeye başladı. Şirketin Instinct MI300 serisi, NVIDIA’ya alternatif arayan büyük teknoloji şirketleri tarafından yoğun ilgi görüyor. Microsoft ve Meta’nın AMD çiplerini test etmeye başlaması, pazardaki rekabetin artacağının sinyali.
Tesla’nın (TSLA) durumu biraz daha karmaşık. Çin’deki artan rekabet baskısı nedeniyle son dönemde değer kaybeden şirket, otonom sürüş teknolojisindeki ilerlemeleri sayesinde AI hissesi olarak algılanmaya devam ediyor. Şirketin FSD (Full Self-Driving) abonelik modelinin yaygınlaşması, Tesla’nın gelir modelini donanım satışından yazılım hizmetlerine kaydırıyor.
Microsoft’un (MSFT) OpenAI ortaklığı, şirketin bulut gelirlerini önemli ölçüde artırıyor. Azure’un AI hizmetleri, kurumsal müşteriler için vazgeçilmez hale gelirken, Office 365’in Copilot entegrasyonu, şirketin abonelik gelirlerinde güçlü büyüme sağladı.
Amazon’un (AMZN) AWS bölümü, AI hizmetleri sayesinde ikinci bir büyüme dalgası yaşıyor. Şirketin Bedrock platformu, kurumsal müşterilerin kendi AI uygulamalarını geliştirmesi için kapsamlı araçlar sunarken, AWS’nin AI gelirlerindeki çarpıcı artış, Amazon’un bulut liderliğini pekiştiriyor.
Meta’nın (META) AI yatırımları da sonuç vermeye başladı. Şirketin Llama modelleri, açık kaynak AI alanında önemli bir oyuncu haline gelirken, Instagram ve Facebook’taki AI destekli reklam hedefleme sistemleri, şirketin reklam gelirlerinde önemli artış sağladı.
Yatırım Stratejileri: NASDAQ’ta AI Devriminden Nasıl Faydalanılır
Bu kapsamlı analiz ışığında, NASDAQ odaklı yatırımcılar için birkaç net strateji öne çıkıyor. İlk strateji, AI altyapı zincirinin farklı katmanlarına yayılmış bir portföy oluşturmak. Alt katmanda NVIDIA (NVDA), AMD (AMD) ve Intel (INTC) gibi yarı iletken şirketleri, orta katmanda Microsoft (MSFT), Amazon (AMZN) ve Google (GOOGL) gibi bulut hizmet sağlayıcıları, üst katmanda ise Salesforce (CRM), Adobe (ADBE) ve ServiceNow (NOW) gibi AI uygulaması geliştiren şirketler yer alıyor.
İkinci strateji, McKinsey’in belirlediği erken dönem trendlere odaklanmak. Agentic AI, kuantum teknolojileri ve biyomühendislik gibi henüz ana akım haline gelmemiş alanlarda pozisyon almak, en yüksek getiri potansiyeli sunuyor. IonQ (IONQ) kuantum alanında, Ginkgo Bioworks (DNA) sentetik biyoloji alanında, Palantir (PLTR) ise agentic AI alanında bu stratejinin temsilcileri.
Üçüncü strateji, düzenleyici değişikliklerden faydalanacak şirketlere odaklanmak. Amerika’nın AI Eylem Planı ve İngiltere’nin OpenAI ortaklığı, özellikle sağlık teknolojisi ve kamu hizmetleri alanında faaliyet gösteren şirketler için fırsatlar yaratıyor. Veeva Systems (VEEV), Teladoc (TDOC) ve Palantir (PLTR) bu kategoride değerlendirilebilir.
Dördüncü strateji ise, AI güvenliği ve etik alanına yatırım yapmak. Agentic AI sistemlerinin yaygınlaşmasıyla birlikte, güvenlik ve kontrol ihtiyacı artacak. CrowdStrike (CRWD), Palo Alto Networks (PANW) ve Zscaler (ZS) gibi siber güvenlik şirketleri, AI çağında artan güvenlik ihtiyaçlarından faydalanacak.
Risk yönetimi açısından, AI balonunun patlama ihtimaline karşı pozisyon büyüklüklerini kontrol etmek kritik. 2000’li yılların dot-com balonu, teknoloji yatırımlarında aşırı iyimserliğin risklerini gösteriyor. Ancak mevcut AI devrimi, gerçek gelir artışları ve somut iş modeli dönüşümleri ile desteklendiği için, daha sürdürülebilir görünüyor.
2033 yılına kadar 4.8 trilyon dolarlık AI pazarı projeksiyonu, NASDAQ şirketlerinin önümüzdeki on yılda yaşayacağı büyümenin boyutunu gösteriyor. Bu büyümenin sektörel dağılımında veri merkezi altyapısının önemli bir pay, yarı iletken teknolojilerinin çeyrek civarında pay, yazılım ve hizmetlerin üçte bir civarında pay, enerji ve diğer destekleyici sektörlerin ise daha küçük bir pay alması bekleniyor.
Sonuç olarak, AI devrimi sadece teknoloji şirketlerini değil, NASDAQ’ın tüm sektörlerini dönüştürüyor. Bu dönüşümü fırsat olarak değerlendiren, erken dönem trendleri takip eden ve düzenleyici değişiklikleri lehine çeviren yatırımcılar, gelecek on yılın kazananları arasında yer alacak.
Sonuç: NASDAQ’ın AI Çağındaki Geleceği
2025’in ortasında bulunduğumuz nokta, NASDAQ tarihinin en hızlı dönüşüm döneminin başlangıcı. McKinsey’in 13 teknoloji trendi, Amerika’nın AI Eylem Planı ve İngiltere’nin OpenAI ortaklığı, bu dönüşümün yönünü ve hızını belirliyor. NASDAQ şirketleri için bu, sadece teknolojik bir evrim değil, iş modellerinin, gelir akışlarının ve rekabet dinamiklerinin tamamen yeniden şekillendiği bir devrim.
Agentic AI’ın yaygınlaşması, NASDAQ’ta işlem gören şirketlerin operasyonel verimliliğini artırırken, yeni gelir modelleri yaratıyor. Salesforce’un Einstein GPT’si, Microsoft’un Copilot’u ve Adobe’nin Firefly’ı, bu dönüşümün öncüleri olarak, sektörlerinde yeni standartlar belirliyor.
Küresel AI yarışında Amerika ve İngiltere’nin stratejik hamleleri, NASDAQ şirketleri için düzenleyici avantajlar ve pazar fırsatları yaratıyor. Özellikle veri merkezi altyapısı, yarı iletken teknolojileri ve bulut hizmetleri alanlarında faaliyet gösteren şirketler, bu politika değişikliklerinin doğrudan faydalanıcıları olacak.
Yatırımcılar için kritik olan, bu dönüşümü sadece teknoloji trendi olarak değil, ekonomik ve sosyal yapıları yeniden şekillendiren bir güç olarak görmek. NASDAQ’ın gelecek on yılda yaşayacağı büyüme, AI teknolojilerini iş modellerine en etkili şekilde entegre eden şirketler tarafından yönlendirilecek.
Bu dönemde başarılı olmanın anahtarı, sürekli öğrenme, adaptasyon yeteneği ve erken dönem trendleri yakalama becerisi. AI devrimi, NASDAQ’ta sadece teknoloji şirketlerini değil, finanstan sağlığa, perakendeden enerjiye kadar tüm sektörleri dönüştürüyor. Bu dönüşümü fırsat olarak değerlendiren yatırımcılar, gelecek neslin teknoloji liderlerinin erken destekçileri olacak.
Okuduğunuz için teşekkürler! Yeni yazıları kaçırmamak ve çalışmalarıma destek olmak için ücretsiz abone olun.
Bu analiz, yatırım tavsiyesi niteliği taşımamaktadır. Yatırım kararlarınızı verirken profesyonel danışmanlık alınız.